Mustafa A. Kırımoğlu’nun matem mitingi konuşması

Haziran 9, 2009 by  
Filed under Faaliyetler

Kırım Tatar Milli Meclis (KTMM) Başkanı, Ukrayna Milletvekili Mustafa A. Kırımoğlu, 18 Mayıs’ta Simferopol (Akmescit) Lenin Meydanında Kırım Tatar halkının sürgününün 65. yıldönümü dolayısıyla konuşma yaptı.

Kırımoğlu, konuşmasında her yıl 18 Mayıs’ta toplanıp sürgün yerlerinde yoksulluk ve kanunsuzlukla yaşam mücadelesi ile birlikte anavatanına dönme mücadelesini veren ve vatan hasretini çekip gurbette ölenlere dua etmek Kırım Tatar halkının manevi borcunun olduğunu belirtti. Bunun yanı sıra KTMM Başkanı, mitingte kabul edilen bildiri hakkında bilgi verdi. Kırımoğlu, bildiride Kırım Tatar halkının haklarının iade edilmesi, Kırım’ın şehirler ve kasabalarına tarihi adlarının iade edilmesi, Kırım Tatar dilinde eğitim sisteminin yenilenmesi gibi konuların yer aldığını kaydetti. Kırımoğlu, bildiri ve beyanların kabul edilmesinin bütün sorunları çözmediğini belirtirken halkın kendi sorunları kendi çözmesi gerektiğini bildirdi. KTMM Başkanı, halkı kendi sorunlarını çözerken aktif ve birlik olmaya çağırdı.

Mustafa A.Kırımoğlu’nun konuşmasını dikkatinize sunuyoruz:

“Sayın soydaşlarım!

Bizimle sürgün ve Kırım Tatar halkının soykırımı başlangıcı olan bu hüzünlü günü kaydetmek üzere değişik ülkelerden  gelen Kırım Tatar diasporası temsilcileri, saygılı misafirler. 18 Mayıs 1944 trajedisini yaşayan ve bütün bu olaylara tanık olan insanların sayısı çok az kaldı. Bunların çoğu gurbette gömüldü. O zaman bebek olan ve özel yerleşim bölgelerindeki zor koşullarda mucize sonucu hayatta kalanlar benim gibi 65 yaşında yaşlı insanlar oldu. Ancak daha uzun zaman 18 Mayıs bizim için unutulmaz tarih olarak kalacaktır. Çünkü bu tarih Kremlin rejiminin halkımıza çıkardığı ölüm cezasının uygulanmaya başladığı tarihtir. Her yıl 18 Mayıs’ta toplanıp sürgün yerlerinde yoksulluk ve kanunsuzlukla yaşam mücadelesi ile birlikte anavatanına dönme mücadelesini veren ve vatan hasretini çekip gurbette ölenlere dua etmek bizim hem manevi hem dini borcumuzdur. Bununla birlikte biz genelde her yıl 18 Mayıs’ta haklarımızın iade edilmesi konusunda ve sürgün sonuçlarının ortadan kaldırılması yönünde yaptıklarımızın değerlendirilmesini yapıyoruz. Esas sorunlarımızı belirten ve belli devlet kurumları ile uluslararası teşkilatlara bu sorunların çözülmesine yardım olmalarını talep ve çağrıları içeren bildirileri kabul ediyoruz. Bugün de dikkatinize Meclis Divan Kurulu toplantısında kabul edilen bildiriyi sunacağız. Eğer siz ellerinizi kaldırıp bu bildiriyi desteklerseniz, bu bildiri kabul edilecek. Bizim Ukrayna’nın yüksek iktidarına, özellikle Kırım iktidarına yeteri kadar talep ve sorularımız var. Burada Kırım Tatarlarının ana vatanında hukuki ve sosyal haklarının iade edilmesi, ana dilinde eğitim sisteminin yenilenmesi, Kırım’ın şehir ve köylerine tarihi adlarının iade edilmesi, toprak konusunda adaletin yerine getirilmesi, tüm iktidar organlarında orantılı Kırım Tatar temsilinin sağlanması, Kırım’da Kırım Tatar diline resmi dil statüsünün verilmesi, sürgün yerlerinde zorunlu olarak kalan soydaşlarımızın Kırım’a dönmelerinin sağlanması gibi bir çok konular yer alıyor. Ancak bütün sorunlarımızın değişik bildirilerle çözülmeyeceğini unutmamak lazım. Ulu Atatürk’ün dediği gibi, milli sorunlar merhametin ve adaletin yüksek eşikleri önüne dökülmesiyle çözülmez. Çoğu sorunlarımızın çözümü öncelikle bize bağlı, hareketlerimizin ne kadar birlik, akıllı ve disiplinli olacağına bağlı. Haklarımız için verdiğimiz mücadelenin şimdiki etabının Sovyet dönemindekinden prensipli fark bütün sorunların en üst iktidar tarafından çözülmemesidir. Sovyet döneminde her şey Kremline bağlı idi. Bütün çabalarımız Kremlini Kırım Tatar halkının iradesini, haklarını ve yasal emellerini saymaya zorunda bırakmaya yönelikti. Kremlinin buna cevap olarak milli hareket aktivistlerine baskı uyguluyordu. Şimdi kendi fikirlerin ifade edilmesi ve yasal taleplerin açıklanması için baskı yapılmıyor. Şimdi, her şey serbest olduğundan dolayı devlet iktidarına veya ülke yönetimine karşı çıkmak kahramanlık ve cesaret gerektirmez. Tam tersine, Rusya yanlısı bölücülük ruhunun ve Ukrayna karşıtı isterinin hakim olduğu Kırım’da devlet menfaatlerinin korunması daha çok cesaret gerektirir. Ancak gerçekte adaletin yanında olduğu tarafın değil, siyasi güç olanların talepleri yerine getiriliyor. Kendi vatanında milli azınlık olan Kırım Tatar halkına gerçek siyasi güç olması ve kendi haklarını verimli koruması için son derece birlik ve Kırım’da yaşayan diğer etnik gruplarına göre siyasi açıdan daha aktif olması lazım. 18 yıl önce, SSCB dağılmadan önce biz 73 yıl içinde ilk kez halk temsilcilerinin demokratik seçimlerini yapıp Kurultayı topladık, halkın en üst temsili organı olan Kırım Tatar Milli Meclisini seçtik, daha sonra da soydaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı bölgelerde yerel ve bölge Kırım Tatar meclislerini seçtik, kendi kendine milli idare yapısını kurduk. Böylece, halkımızın haklarını verimli olarak korumaya imkan sağlayan yeteri kadar şeffaf ve demokratik sistem oluşturuldu. Ancak biz kurduğumuz kendi kendine milli idare organlarının yeteri kadar etkili ve kuvvetli siyasi güç olmaları için ne kadar çaba sarf ettik? Ancak bizde “vatanperver” faaliyetleri halkımızın haklarının iade edilmesinin karşıtlarını sevindirmeye yönelik, kendi halkının temsili organını karalamaya ve bunun itibarını düşürmeye yönelik dar kafalı ve aşırı kibirli insanların sayısı çok fazla olmadı mı? Aramızda Kırım Tatarlarını “doğru” ve “doğru değil” olarak ayırmaya çalışıp karşıtlarımızı sevindiren ve hareketleriyle diğer halkalar ve din mensupları karşısında halkımızın ve dinimizin itibarını düşüren değişik değişik tarikatçıların sayısı fazlalaşmadı mı? Maalesef son yıllarda diasporada genellikle tarihi vatanına yardım etmek değil, entrika yapmakla uğraşan çok insan ortaya çıktı. Bunlar Kırım’da kendilerine benzer insanları arıyor, buluyor ve bunları destekleyip soydaşlarımızın bölünmesine ve Milli Hareketimizin zayıflatılmasına katkılarını sağlıyor. Ancak bu insanların ve grupların sayısı çok değil. Eğer bunlar birleşirse, ki, kendilerinden başka hiç kimseyi sevmediklerinden ve ancak kendilerini “doğru” saydıklarından dolayı birleşmezler, ancak birleşseler bile, bunlar bizim kendi kendine milli idare sistemimizle rekabet edemez ve soydaşları için iyi bir şey yapmaz. Ancak bilindiği gibi yıkıcı faaliyet fazla zeka ve enerji gerektirmez. Bu yıl önümüzdeki 3-4 ay içinde biz yerel ve bölge meclisi seçimlerini yaparız. Maddi açısından ne kadar zor olsa da bu seçimler iki aşamalı olacak ve toplantılarda açık oylama ile değil, oy pusulaları ile yapılacak. Bu uygulama, yerel meclislerin yukardan atandığı yönündeki konuşmalara son verir ve yerel meclislerin soydaşlarının daha çok saygısını kazanmasını sağlar. Bütün soydaşlarımıza bir rica var, seçimlere aktif katılmalılar. Soydaşlarımızın görevi kendilerinin seçtiği meclis üyelerinde hata aramak değil, meclis üyelerine her türlü destek ve yardım sağlamak olur. Bunun yanı sıra biz sorunlarımızı her hangi bir devlet kararını beklemeden kendimiz çözebiliriz ve çözmeliyiz. Halkımız önündeki en büyük sorun ve tehlike ana dili başta olmak üzere milli kimliğinin kaybedilmesi tehlikesidir. Şu anda Kırım Tatar dili UNESCO’nun tamamen kaybolmak üzere olan dillerin listesinde yer almaktadır. Biz çok ve haklı olarak bizim milli özerkliğimizin yeniden kurulması hakkında konuşuyoruz. Ancak, eğer biz milli özelliklerimizi, kendi dilimizi, kültürümüzü kaybedersek, Rus dilli ortamda asimile olursak, bu milli özerklik neye yarar, söyleyin? Doğal olarak ana dilinde eğitim sistemini yeniden kurmak lazım. Büyük miktarda ana dilinde eğitim veren ana okulları ve mektepler açmak lazım. Bunun için ciddi devlet desteğine ihtiyaç var, fakat bu maalesef yok. Ancak bizi ana dilimizi kendi başımıza öğrenmek için az zaman ayırmamızı, günde hiç olmazsa ana dilinde iki sayfa gazete veya kitap okumamızı, çocuklarımıza dilimizi öğretmemizi kim engelliyor? İnsanların kendi evlerinde kendi yakınlarıyla ana dilinde değil, devletin resmi dilinde bile değil, yabancı devletin dilinde konuşmaları rezalet değil mi? Sürgün sonuçlarının ortadan kaldırılması, Kırım tatar halkının şeref  ve onurunun iade edilmesi ve yarımadada milletlerarası dirlik düzenliğin kurulmasının önemli önlemlerden biri Kırım’ın şehirler ve köylerinin tarihi adlarının iade edilmesidir. Kırım şehirler ve köylerinin adlarının değiştirilip berbat edilmesi Sovyet rejiminin Kırım’da yaptığı etnik temizlik politikasının bir kısmı idi. Maalesef, Ukrayna Parlamentosunun büyük kısmı Ukrainlerin milli onurunu korumakla ilgili sorunları umursamadığı gibi bu konuları da umursamıyor. Bu parlamento kısmının Ukrayna Cumhurbaşkanının bu ülkenin bağımsızlığı için mücadele eden gerçek vatanperverlerin itibarını yükseltmeye, suni açlığın Ukrain halkına karşı yapılan amaçlı soykırım olarak tanınmasına yönelik çabalarını halkın ne kadar büyük öfke ile karşıladığını kendiniz görüyorsunuz. Bu parlamento bu konuda adaletin yerine getirmesi kararını almaya henüz hazır değil. Ancak bu konuyu kendimizin çözmeye başlamamızı engelleyen nedir? Bütün soydaşlarımı yerleşim bölgelerinin giriş ve çıkışlarında üzerinde şehir ve kasabaların asıl adları yazılan tabelalar asmaya çağırıyorum. Bu tabelaları hırsızca koparmak isteyecek şovenist şahısların öncellikle bundan sonra beğendikleri ve üzerinde Rus dilinde yazı yazılan tabelaların yerinde kalıp kalmayacağını düşünmeleri gerekecek. Yarın biz 1.Dünya Kırım Tatar Kongresini açacağız. Umarız, bu halkımızın birlik olması ve sorunlarımızın çözülmesi yolunda yeni adım olacak. Sayın Soydaşlarım! Geleceğimizin kendi ellerimizde olduğunun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Çocuklarımızın geleceği için, halkımızın anavatanında bütün haklarının iade edilmesi için, vatanımızda olası kan dökülmesinin önlenmesi için, halkımıza karşı işlenen suçun sonuçlarının en kısa zamanda oradan kaldırılması için bizim hareketlerimizin son derece dengeli, organize ve aktif olması lazım. Ulu İslam düşünürü Muhyiddin İbn Arabi 800 yıl önce dedi ki “Allah, birlik olan topluluklara yardım eder. Karşılıklı düşmanlık ve anlaşmazlık olmayan topluluklar yenilmez”. Osman Bayramaliyev QHA